Daha basit bir ifadeyle, evinin içini düzene koyamayanlar uzunca sefere çıkamazlar, gözleri hep arkada kalır, akılları fikirleri geride bıraktıkları evleri üzerinde yoğunlaşır.
Hanımıyla annesini; oğlunu, kızını, gelinini birbirleriyle kavgalı ve gergin bir durumda bırakıp giden birisi böyle bir durumda bazen yarı yoldan döner gelir, hatta düşündüğü o sefere hiç çıkamaz. Halbuki bazen sefere çıkmanın çok elzem ve hayat memat meselesi olduğu durumlar olur.
Emperyalist kuşatma çemberinde bulunan Türkiye şu anda böyle bir sancılı durumu yaşamaktadır. Mutlaka dışarı çıkması hatta ayağının birisinin hep dışarıda olması gerekiyor.
Bunu yapabilmesi için öncelikle ve tez zamanda içeride bir kucaklaşma gerçekleştirmesi gerekiyor hem de çok gecikmiş bir kucaklaşma.
Fakat unutulmamalıdır ki, ciddi anlamda toplumsal bir kucaklaşmanın olmazsa olmaz şartı da adalettir. Sistem eğer toplumun bazı kesimlerinin haklarını gasp etmiş durumdaysa o kesimlerle nasıl kucaklaşabilir ki?
Sizlerin de izlediğiniz gibi iktidar cenahıyla bazı kesimler arasında şu ana kadar olmayan birtakım ziyaretleşmeler, gidiş geliş ve görüşmeler oluyor.
Acaba bu bir kucaklaşma düşüncesi mi yoksa kısa menfaat paslaşmaları mıdır göreceğiz. Gönül ister ki bu kıpırdamalar dar alanda ve geçici olarak değil bütün kesimleri kapsayacak çapta olmasıdır.
Daha açık konuşalım; bu devlet, bu sistem ülkede yaşayan bütün kesimlerle problemlidir. Evini bu halde bırakarak nasıl sefere çıkabilir?
Elbette biz bu kadarcığına da seviniriz, Mecelle’de bir kaide vardır; “Bir şey tamamen elde edilemezse tamamen de terk edilemez” Yeter ki bu küçük ve geçici bir menfaat paslaşması olmasın!
Selam ve dua ile!
https://dogruhaber.com.tr/yazar/mehmed-goktas/25921-iceride-kucaklasamayanlar-disariya-karsi-kenetlenemezler/